Thursday, December 25, 2008

SABIR

Beklemenin ne olduğunu tamamen unutmuş gibiyizdir. sabır neredeyse bir boşluğa dönüşmüştür. unuttuğumuz şudur ki; doğru şey için doğru zamanı bekleyebilmek en büyük erdemimizdir. varoluş, doğru zamanı beklemektir, doğru zamanda doğru yerde olmaktır belki de. bunu ağaçlar bile bilir! çiçeklerin ne zaman açacağını, yaprak dökümünün ne zaman başlayacağını veya gökyüzünün altında nasıl çırılçıplak kalınacağını... çırılçıplakken de güzeldir ağaçlar, eski güzel günlerin anısına ve eskiyi bildikleri için inançla yeni baharlarını beklerler. yeniden parlayacakları zamanı...

beklemeyi, nasıl bekleneceğini unutmuşuz. herşeyi hemen şimdi istiyoruz. telaşla istiyoruz. deliler gibi. bu insanlık için büyük bir kayıp. sabırsızlık da sabır gibi bulaşıcıdır çünkü. insan sessizce içinde büyüyecek birşeyi beklediğinde, gerçek kendine dönecektir. dönmek, varmaktır. olmaktır... ve bir gün bir kıvılcım tutuşacaktır, ben olduğun seni tutuşturacak, alev alev yakacaktır. işte o zaman tamamen yanacak, bambaşka biri olarak yeniden doğacaksın. benliğin paramparça olacaktır. yeniden tanışacağın o asıl sen herşeyin doğrusunu bilendir. törenleri, kutlamaları ve hayatın gerçek tadını o bilir.

zihnini açık tut. hamile bir kadın gibi bekle. acele etme. beklemek oturup beklemek değildir. inci tanesini yaratmaya girişmiş istiridye ol bak ya da bir ağaç dik ve bekle. sabırla, sakince ama heyecanla bekle. akıllı ol, okullu ol, sabır ol sabriye ol. bırak doğa kendi işini yapsın, sen de kendi işini. şafak sökerken getirdiği gizeme inan. ve kendi şarkını öğren. kendini söyle."

Ekşisözlük / Atlantis'den alıntıdır....

1 comment:

Mirjam said...

Hi Simal,

I have been looking for you and have found this blog today. How are you keeping?

Would really like to be in touch:

Are you on facebook? You can find me there: Mirjam Hauck

... and some pictures from tarkan, Huseyin and myself taken on a trip to Anamur last Augut ;-)

Mirjam